Yeni Yıl

Yeni yıla girmeden önce, "yeni" olanın yalnızca ismi olmasını istemediğimden planlar yaptım her zamanki gibi.

Evet bunu her zaman yapıyorum ama farklı olan şeyler de var bu defa. Çünkü yeni bir şeyler istiyorsan eskilerden kurtulmalısın ve değişimin bir süreç olduğunu unutmamalısın. Benim atladığım noktalar bunlar oluyordu genellikle.

Öncelikle habitatımdan başladım sadeleşme çabalarına. Kalabalık yapan şeyler zaten kaldırıldı kaldırılmasına ama asıl önemli olanlar eski kemanım gibi sadece anı olduğu için duran şeylerdi.

Kemanımı sattım. Ama sonradan o kadar acı çektim ki. Hiç tahmin edemezsin. Benim için gerçekten değerliymiş o. Gittiğim her yerde onun değersiz olduğunu söyleyip almadılar onu. En sonunda da pahasından çok aşağısında sattım ama amacım yalnızca onun heyecanlı bir küçük kemancının ellerinde yeniden ötmesini sağlamaktı. Hoş, onca zamanın ardından sesi de bozulmuş, göğsü çökmüştü kemanımın ama olsun, o her zaman benim için o en kaliteli el yapımı kemanlardan daha değerli olacaktı ve başkası için de öyle olmalıydı.

Oradan ayrılınca sıra para koleksiyonumu satmaya gelmişti. Ara sokaklardan, yüksek tavanları ve uçsuz bucaksız kitaplıkları olan sahaf ve antikacıların arasından doğru yeri bulu içeri girdim. Onu da sattım. İçimde git gide büyüyen buruklukla yağmur altında yürümeye devam ettim ve normal günlerde dolup taşan kent meydanında, yağmur altında, tek başıma oturdum. Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre, karşımda akşam için hazırlanan sahnenin ışıklarının gözümü almasını artık kabullenmiş biçimde kaldım orada. Aslında birini bekledim bile diyebilirim. Ama bunu kimsenin bilmemesi gerekiyor. Çünkü bu başka biri. Bu aşklarımdan biri değil. Ayrı biri.

O da gelmedi zaten. Zamanı geldiğini düşündüğüm an kalktım oradan ve Antalya'da bildiğim tek ikinci el giysi ve aksesuar satan yer olan Külkedisi'ne gittim. Dışarıda hava kapalı ve hafif yağmurluyken oranın sahibesi olan kız oturmuş müzik dinliyor ve sanırım internetten haberleri falan okuyordu. Öyle sade ve huzurlu görünüyordu ki, belki de gelip onun rahatını bozmamalıymışım gibi hissetmeye başladım. Zorla evine girmiştim sanki. Ama o her zamanki sıcaklığıyla karşıladı beni. Önce şemsiyemi aldı ve kenara bıraktı. Ben de sessizce, onu rahatsız etmemeye çalışarak askılara bakındım. Birkaç şey dikkatimi çekti. Arada dayanamayıp bi şeyler sordum. Lafladık biraz. Antalya'da istediği gibi bir kitle yakalayamadığından bahsetti. İnsanlar daha ziyade eskilerinden kurtulmak için, güzeldi değildi düşünmeden gelip satmaya falan çalışıyormuş. Üzüldüm onun adına, ama diğer yandan da öylesine onun yerinde olmak istedim ki... Kuvvetle muhtemel oranın kirası bile çıkmıyordu ama yıllbaşı arefesinde sıcak dükkanında oturmuş tek başına Kimbra dinliyordu. Her neyse ben de orayı tesadüfen bulduğumdan falan bahsettim. Kaleiçi'nde Koyusiyah'ta broşürlerini görmüştüm, evet o şekilde tanıştım orayla ve yağmurlu günlerde ziyaret etmekten hoşlandığım bir yer haline geldi. Her neyse. Kışlık, "cosy" dedikleri türden bir kazak aldım kendime. Daha sonra yılbaşına da onunla girdim, Yeni ya, ondan.

Akşamı hiç anlatmayacağım. Şaşkın girdik 2012'ye şaşkın gitmeyelim de!

Yorumlar

  1. Tekrar merhaba, kemanın için çok üzüldüm, neler yaşadı nasıl savruldu oradan oraya kim bilir. Belki bir çöplükte şimdi, belki paramparça, seni özlüyordur belki. Öyle kocaman bir yüreğin var gibi ki tanıdıkça büyüyen, hayatına dokunan ya da senin dokunduğun her varlık hissediyordur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorum çok vakit girdi araya ama ben kısmete inanan biriyim; bu zamana kısmetmiş dönüp bunları okumak ve cevaplamak. Teşekkür ederim sana. Kemanım nerede bilemiyorum ama şu an bu yazıyı yeniden okuduğumda şimdiye dek hiç fark etmediğim ve çok basit bir şeyi gördüm. "Yeni" kazağım dediğim, aslında ikinci eldi?

      Sil
  2. Araya giren vakit konusunda şüphelerim var. Kısmet konusunda bir fikrim yok. Kazağına gelince, ikinci el olduğunu, bir başka el olduğunu hissettiğin an artık giyemezsin diye tahmin ediyorum aynı kazağı. O kazak seni artık ısıtmaz. Sorun kazağın ikinci el olması mı yoksa olması mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllarca ikinci elin daha çok ısıttığına inandırdım kendimi, bu doğru. Lakin sanırım pek öyle değilmiş. En azından benim istediğim türden bir sıcaklık değil. Sorun neydi bilemesem de, o kazak bir kez daha hiç eskitilemeden başkalarının ellerine emanet edildi. Yaklaşık 1 yıl falan oluyor.

      Sil

Yorum Gönder

yazı sende ne uyandırdı?

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Zor Zamanlardan Geçmenin Şaşırtıcı Yararı" - HuffPost'tan Çeviri

Ne güzeldir