Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ne İzledim, Ne Okudum?

Aslen bildiğiniz blog yazısı yazacaktım. Ama istediğim gibi olmadı ben de böylece bir şey yazmaya karar verdim. Yeni neler gördüm ya da zaten bilip de izlemek/okumak istediklerim neler oldu falan. Haydi bakalım. Lütfen filmlerin ve kitapların arasında herhangi bir kombinasyon şeklinde (kitaplar ve filmler, kitaplar ve kitaplar, filmler ve filmler) alaka aramayın. Birbirleriyle muhtemelen tek bağlantıları benim izlemiş olmamdır. Filmler: Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde - Filmi tam izlediğimi söyleyemeyeceğim. Ben daha ziyade Kaptan'ı ve Johnny Depp'i (evet ikisi farklı benim için) izledim. Fena değildi, elbette mükemmel bir yapım oluşturma kaygısıyla yapılmadığından kimseyi suçlamaya gerek yok, en niyahetinde piyasa filmi. Aslında biraz da inattan izledim ilk çıktığı vakitlerde sinemasına gitmedim ve artık kimin gazabına uğradım bilmiyorum ama korsan yollarla da bir türlü izleyemedim ve içimde kaldı. Esaretin Bedeli - Babamla oturuyorduk evde. Film izlemek ister...

Biz ve Bizim Gibiler

Kış güneşini severiz biz Yaz gecelerinin soğukluğunu, yıkadıkça Bedenimizi her hücremizle Avazı çıkmadığınca susar Bize ait olan. Klasikte Romantiği ararız biz Raconumuzdur çoktaki hiç'i aramak, aratmak Yaratmak! Ve biz şiir yazmak için Hep yanlış zamanları seçeriz Severiz ki olsun vakitler ,en olmadık imkanlar bir araya geldiğinde, şiir vakti. Kış güneşini severiz biz Yaz gecelerinin soğukluğunu Ve biz aslında giyinmediğimiz yerlerimizi Göstermek için giyiniriz. Ve biz, bizi anlatmayı hiç sevmeyiz, Esasında. Ama okurken bir Can Dündar mısrası, İki kelimenin esiri oluruz mısralarca! Mısralar ki, hiç değişmemecesine, kelimelerin aslında sadece bize aitken edindikleri anlamlarıyla... Biz ve bizim gibiler, Şiiri sevmeyiz ya, Tam da o yüzdendir Çarpuk çurpuk çırpıntılar Tekerleme tadında                                                 ...

itina ile 90ların sonu 2000lerin başına döndürülür

bu var ya bu, benim çocukluğumdur bildiğiniz: Cenk ve Erdem - The Albüm Of The Cenk And Erdem And The Müebbet And The Muhabbet beklenmeyen bir anda yıllar sonra kavuşulan eski dost tadında karşıma çıkıvermiş olması, üstüne uzun uzun konuşamadan paylaşmam gereğini doğurmuştur, mazur görünüz ama ne yapıp edip dinleyiniz. hatta nereden bulduğunuzu rica ediyorum bana da söyleyiniz. sanmayınız ki bu burada bitecektir, her şey aslında yeni başlamaktadır. not: bu yazı feci aceleye gelmiştir, fontunu dahi ayarlayamamış olmamı umursamayınız...bu meseleyi bilahare irdeleyeceğim dostlarım. kalın sağlıcakla...

Teknolojinin Varlığını Dayanılır Kılan Bazı Küçük Hazineler

Art arda çok güzel bloglara denk geldim ve kendimi onları okumaya kaptıraraktan yazma olayını unutmuş oldum biraz. Hatta bence buradan da reklamlarını yapabilirim.Ama tabii öncelikle nasıl bir blog olduklarını ya da neden sevdiğimi açıklasam daha iyi. --Öncelikle bu  bir topluluk blogu. Kaç yazarı olduğunu bilmemekle birlikte sık sık içerik paylaşımı yaptığını söyleyebilirim. Hatta benim gibi birkaç güne bir internete takılan bir yaratıksanız bazen hızına yetişemeyebilirsiniz. Üstelik boş paylaşımlar yapmaktan da oldukça uzak. Güzel yani. Film/kitap/müzik tanıtımlarını aşmış, buna çok daha fazlasını ekleyen bir blog. Her zaman yeni şeyler çıkarmayı başarıyor yani. Neyse bu kadar övme yeter. Bi'bakın beğenip beğenmeyeceğinize kendiniz karar verirsiniz artık. Ha, bu arada ismi de "Güneşi Uyandıralım!" http://gunesiuyandiralim-zeze.blogspot.com/ --Şimdi bahsedeceğim blog, kitap tanıtımlarını ve kitaplarla ilgili pek çok şeyi içinde barındıran bir blog. Ben çok sıkı ...

Buralarda çok farklı şeyler olmuyor.

Ben artık yazamıyorum'lardan, blogu çok boşladım'lardan, vaktim yok'lardan geçtim. Onu bi söyleyeyim de. Zorlamanın pek bi alemi yok. Arada bir sürü gelişme oldu, kronoloji titizliğime rağmen bunları daha sonra anlatma sorumluluğunu alıyorum üstüme. Şimdilik yazma anım gelmişken boşlamayayım dedim. Gerçi bu tatil verimli geçti denebilir çok yazdım da, yayınlamak niyetiyle değil. Parça parça kağıtlar arasında kalacak notlar türünden yazdım en çok. Bir de telefonuma aldığım notlarım var. Onları kaybetmeyi düşünemiyorum gerçekten. Hazinelerimden onlar benim. Ama artık daha, tedbirli mi desem ne desem, bi şey olacağım ımm... Hazırlıklı. Kağıtlar kalemler defterler çantama girmeye başladılar yeniden. usb'ler girdi gireli onları kovmuşlardı çantamdan. Aynı kulvarda bile değiller ama bu, yeni yaratılar yerine zaten sahip olduklarımın bi dönem hayatımdaki yerinin daha önemli olduğunu ortaya koyuyor. Her neyse... Tatile çıkarkenki ekstra hazırlıklarımın da müzikleri ayarlamak ol...

İlk kez Anneler Günü

Resim
Bize ilk kez geldi Anneler Günü. Çok anlatmayacağım. Fotoğraflarla süsleyeceğim. Ama o hazırlananlar hep benim eserim.                                                  Bu da benim humusum :)                                                                                                                           Şöylece bir şey.                                                    Tatlımız bitter annemle vazgeçilmezimiz za...

Miscallenous

Kaç taslak birikti sayamadım artık. Yazamıyorum nedense. Oysa ne çok konu var. Mesela 11-18 Nisan arası ağırladığımız İtalyan misafirlerden daha hiç bahsedemedim bile. Ya da bu yaz için tasarladığım planlar... (suya düşeni olsun, yeni filizleneni olsun envai çeşit plan var kafamda hali hazırda) Neyse her zaman olduğu gibi "anlatmam gereken" yerine "anlatmaya hevesim olan"ı anlatacağım. Zaten az evvel bahsettiklerim de bir ucundan karışacaktır muhtemelen. Bugün 1 Mayıs. Gerçek baharı ancak 1 aydır yaşayabildiğim (ya da hissettiğim için diyelim) için hiç öyle yaz kapıya dayanmış gibi hissetmiyordum. Ta ki 2 gün önce benim için yılın en heyecanlı olaylarından biri olan kışlık-yazlık değişimini gerçekleştirene kadar. Neredeyse her renk giysim var yazlık olarak. Bir tek gece mavisi eksikti sanırım, onu da geçenlerde tamamladım ve sezonun ilk alışverişini de gerçekleştirmiş oldum. Bu sene kışı hiç çekemedim ben. Neden bilmem bitemedi sanki kış. Halbuki geçen seneye or...

Masal

Yok hayır, nasıl yazarsam yazayım dışında kalıyorum masalın. Doğal bir şey bu. Bir masalda yaşamıyorum, Antalya'da yaşıyorum. Bir masala ev sahipliği yapabilecek en son yer. Ya da en son zaman mı? Ama masalların ne zaman geçtiğini bilmeyiz ki... Öyle bir zaman yoksa, o masalların geçtiği dünyalar hiç varolmadıysa nasıl düşünüldü/yaratıldı? Bence herkes bir masalın içinde yaşıyordu bir zamanlar. -ya da herkes kendi masalının başkahramanıydı, evet olmuşken böyle olsun değil mi?- Sonra bir olay oldu. Masal dünyasından kovulduk. (Kovulduk deyince, cennetten kovulmayı hatırlatmasın size. Çünkü masal dünyası cennet olamaz.) Ceza olarak bizi bu dünyaya attılar,  diyecektim ama dünya gayet güzel, sorun dünyada değil başka bir şeyde. Hah, ceza olarak bizi insan mı yaptılar yoksa? Ama masallardakiler insan değil mi sanki? Sorun ne o zaman? Sorun 20-21. yüzyıla kadar hayatta kalmış olmamız mı? Yine zamana geldim. Bilemiyorum bir yere vardıramıyorum. Sorunun nedenini bir türlü b...
Resim
 Bu ne harika kliptir ya.

Rüzgar hafilli hafilli eselliyoldu.

Bir kitap ki, 10 yaşındaki çocuklara yazılan türden. Ama 17 yaşındayken hala başucu kitabın olan. Yolunu şaşırdığında yol tarifi soracağın. İçindeki yaratıların güzelliğine tezat derecede hafif. Neyse ki yıpranmaya meyilli olmayan. Ben herhalde önceki hayatımda Zackarina'ydım, dedirten. Hep buradasınız Zackarina ve Kumkurdu. Bi Ozan, bi siz, bir de birkaç başka kişi, yaratı.

Bisikletli Tatil Resimleri. Ben onları seviyorum.

Bir kırmızı bisiklet. Bir polaroid. Birkaç arkadaş. Renkler. Yansımalar. Üretim. Keşifler. Bunlar çok güzel şeyler. Ama hiçbirisi göstermelik olmayacak bunların. Bu arkadaşlar Ozan gibi olacak bir de. Tanımlayamadığın türden bir şey, Ozan gibi arkadaş. Tanımlamaya çalışmanın gereksiz olduğu bir şey. Sadece yaşanması gereken ve hatta anlatılmaması gereken belki. Ama insan özleyince, bir yerlere dökesi geliyor taşları. Gerçekten, çok içten ve ciddi olarak söylüyorum ki, 2 yıl sonrası çok başka olacak. Şüphe yok.

Yeni Yıl

Yeni yıla girmeden önce, "yeni" olanın yalnızca ismi olmasını istemediğimden planlar yaptım her zamanki gibi. Evet bunu her zaman yapıyorum ama farklı olan şeyler de var bu defa. Çünkü yeni bir şeyler istiyorsan eskilerden kurtulmalısın ve değişimin bir süreç olduğunu unutmamalısın. Benim atladığım noktalar bunlar oluyordu genellikle. Öncelikle habitatımdan başladım sadeleşme çabalarına. Kalabalık yapan şeyler zaten kaldırıldı kaldırılmasına ama asıl önemli olanlar eski kemanım gibi sadece anı olduğu için duran şeylerdi. Kemanımı sattım. Ama sonradan o kadar acı çektim ki. Hiç tahmin edemezsin. Benim için gerçekten değerliymiş o. Gittiğim her yerde onun değersiz olduğunu söyleyip almadılar onu. En sonunda da pahasından çok aşağısında sattım ama amacım yalnızca onun heyecanlı bir küçük kemancının ellerinde yeniden ötmesini sağlamaktı. Hoş, onca zamanın ardından sesi de bozulmuş, göğsü çökmüştü kemanımın ama olsun, o her zaman benim için o en kaliteli el yapımı kemanlarda...