Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeniden

Yıllar yılı öyle çok beslenmişiz ki güzel zamanlarla, hem zamanında yemişiz meyveyi hem de hepimiz yemişiz, düşün! Şimdiyse bu çürük zamanlar ağzımızı ekşitmekten de çok, midemizi bozuyor bana kalırsa. Hasta ediyor. Ama bağışıklığımız çökmedi ki daha bizim. Mücadele eden antikorlarız her birimiz Yer'in sinesinde oradan oraya koşuyoruz. Nasıl olacak bilmiyorum ama, böyle gitmeyecek bu düzen... Gidemez çünkü, adımın Berfu olduğu kadar eminim böyle olmayacağından. Bir an önce bir şeylerin düzelmeye başlaması gerek. İstediği yerden başlayabilir değişim, her türlüsüne razıyım. Çünkü "çok kırılmış-ama-güçlenmiş-saflığını yitirmiş-ama-yaşanmışlığı olan" olmaktan fena halde bezmekte hissediyorum. İçim bana, olan hiçbir şeyin olmamış gibi olamayacağını söylerken, öte yandan, öyle kötü günlerin geçebildiğini gördüm ve öylesine geride kaldı ki onların çoğu, en çok umut da bende sanki şimdi bütün melankolinin yanında. Başkalarını buna nasıl inandırırım ki? İşte en çaresiz kaldığı...

Sira Yara Kabuklarinda (Mi?)

Bilmedigim sey cok; bildigim, kalbimin acidigi. Ozlemle aciyor. Guzel gunlere ozlemle. ... Kurumus kabuklar var bir de. Hissizlesmis. Belki de simdi yara kabuklarını dokme zamani. Once fazlaliklar kabugumdan kurtuldum, simdi de sira yara kabuklarini atmakta. Altindaki dokuyu beslemekte, oksamakta belki nemli tutmakta. Kuruyup yeniden kabuklanmasini engellemekte. Hadi oyle olsun. Dilimizde söz, yüreğimizde sevgi ve zamanda yarınin tükenmedigini kanitlayalim, hadi nolursun!

Benim Payıma Düşen

Yasamadigim asklarin hisleriyle oradan oraya savrulup yasadigim asklari hissedememek mi benim payima dusen?

Derin ve sesli bir nefes!

Resim
Soru işaretlerini hiçbir zaman bitiremeyeceğiz. Yanlış kararlar vermeyi asla bırakmayacağız. Nereye gittiğimizi katiyyen bilemeyeceğiz. Saatin kaç olduğunu da. İnsanları hiçbir zaman tanıyamayacağız. Yaratıların sınırını hiç bilemeyeceğiz. Evreninkileri de. Güneş'in adının Güneş olduğundan asla emin olamayacağız. Bir şeylerden emin olmaya çalışmaktan hiç vazgeçmeyeceğiz. Oyunu kimin oynadığını bulmaya çalışmaktan ömrü billah bıkmayacağız. Hiçbir cümlemizin sonu olmayacak. Yaralamayı ve yaralanmayı elden hiçbir şekilde bırakmayacağız. İşte biz. Mükemmel derecede kusurlu insan. ooohh...

Dünya Doğum Kontrolü Günü

Bugün Dünya Doğum Kontrolü Günüymüş. Söylenebilecek çok şey var aslında. Genç ve yetişkin kadınların doğum kontrolü hakkındaki farkındalıkları günümüzde ne yazık ki doğum kontrol hapının yararlarının propaganda edildiği bir durum üstünden kuruluyor. Ki, kullanım alanları düşünüldüğünde genel kadın sağlığındaki düzenleyici rolü daha da çok bastırılmakta. Oysa kadınların kendi döngülerine aşina olmadan tecrübe ettiği her türlü uygulamanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. Doğum kontrol hapı dediğiniz şey, vücudunuza dışarıdan hormon enjekte etmektir ve ben bu konuda hiçbir şey bilmezken dahi kulağıma çok rahatsız edici gelirdi. Hatta bu yüzden çok ağır geçen adet dönemleriyle yıllarca uğraşmış ve bir sürü yol ve ilaç denemiş biri olarak ben bile hiç düşünmedim böyle bir "tedavi"yi. Asıl mevzunun beden okuryazarlığı diye adlandırabileceğimiz yoldan geçtiğini anlamaksa bende tüm süreci değiştirdi. Çok ayrıntıya girmeyeceğim ama madem böyle bi gün var, duymayanlara Justisse doğum kon...

"Zor Zamanlardan Geçmenin Şaşırtıcı Yararı" - HuffPost'tan Çeviri

Travma sonrası büyüme üstüne çalışan psikologlar zorlu bir dönemin sonunda pek çok insanın serpilip geliştiğini buldular. Bu parça, psikolog Scotty Barry Kaufman ve HuffPost Baş Yazarı Carolyn Gregoire’nin yeni kitabı “Wired to Create: Unraveling the Mysteries of the Creative Mind”tan alınmıştır. Frida Kahlo, en ünlü otoportrelerinden birinde kendini bir hastane yatağında çıplak ve kanayan halde, bir salyangoz, bir çiçek, kemikler ve fetüs gibi süzülen objelere kızıl damarlardan oluşan bir ağla bağlanmış halde betimler. 1932’de yaptığı bu sürrealist Henry Ford Hospital tablosu, Kahlo’nun yaptığı ikinci düşüğün güçlü bir sanatsal bir yorumudur. Kahlo, günlüğüne tablosunun acı mesajını taşıdığını yazar. Ressam o ikonik otoportrelerine birden fazla düşüğün, geçirdiği çocuk felcinin ve diğer sayısız şanssızlığın deneyimini aktarmasıyla bilinir ve onun işlerinin gerçek anlamda anlaşılabilmesi için bunu motive eden acının anlaşılması gerekir. Zorluktan doğan sanat fenomeni sad...
Resim

Fazlalıklar Kabuğu

Kendimi üstümde gereğinden çok aşırı fazla yük taşıyormuş gibi hissediyorum. Ve buna yalnızca iki günlük bir "yalnız ve göçebe" olma halinin ardından erdim. Yani evet pek uzun sürmedi doğal döngülerime dönüp kendimi hatırlamam. "Your most authentic self" dedikleri hani. He işte o. Çünkü son 1 yılda kendime git gide daha çok yaklaştığımı biliyorum. Ama şu an, en yakın hissettiğim an olabilir. Gereğinden fazla eşya, gereğinden fazla bilgi, gereğinden fazla görev, gereğinden fazla istek... En acısı, -ve kulağa en kibirli geleni, ki öyle değil- gereğinden fazla insan. Bu "yalnız ve göçebe olma hali" yaklaşık 10 gün kadar devam ediyor olacak. Bu ara, yeni kabuğumu kırmak için güzel bir süre zarfı olabilir. Fazlalıklar kabuğu mu. Hakkımda hayırlısının olmasını diliyorum.

Sihir yok, sihirbazlar var.

Sihirbazın gösteri yi yapmasının birkaç koşulu vardır. İlki, numarayı izlemeye gelen kişideki kandırılma isteği dir. Bunun bir illüzyon olduğunu bilmesine rağmen, kendini anın ihtişam ına kaptırmak ister o. Sihirbazın bundan çıkarı da olsa olsa izleyenin gözünde yakaladığı an'lık şaşırma haline şahitlik etmek olabilir. Olan bitenin kitlelere teşhir i ise, şovu daha büyük bir boyuta taşıyandır ve simülasyon u oluşturan da bizzat odur. 
Ben 13 yasındayken, gezgin bi ic mimar olmak isterken, bi de teyzemin getirdigi buzdolabı magnetlerindeki iki katlı kırmızı otobuslere gozlerim kocaman acıla acıla bakarken, bi de Anne Frank'in mezarının Basel'de olduğunu ogrenmisken ve heralde bisikletimi cok ozlemisken; icinde tum bunların oldugu bi hayal kurmustum. Simdilerde bi baktım baska biri daha! xxx Bir coban kopegiyle bir bulbul bir kez aynı hayali paylastıysa, o artık gercek olurmus. Daha kacınılmaz bi sey olmadıgı gibi; daha tekil, daha gelip gecici, daha tesadufi ve daha ozel bi sey de yokmus! xxx Biri de demis ki, "bir keresinde ruyamda kelebek oldugumu gormustum. Uyandım ve simdi ruyasında kelebek oldugunu goren bir Chuang tzu muyum, yoksa ruyasında Chuang tzu oldugunu gormekte olan bir kelebek miyim, bilmiyorum. "

kendinden başkası olma lüksüne sahip olmayan kişiye sanatçı denirmiş

sanat biricik iken, biricik olan da sanatsa; sanatçının kendi benliği, onun asıl başyapıtıymış. sanat güzeli zuhur etmek değil, güzelce zuhur etmek iken sanatçının her bir şeyi gösteriş biçimi sanatsa; o gösterme işini sağlayan bağlamın kendisi sanat eseriymiş, ki o sanatçının kendisiymiş. sanat, bir köprü olma biçimiymiş, senin seçimin değilmiş, aslında seçeneksizliğin seçimiymiş. o ki, kendinden başka şey olamamanın çaresizliğiymiş. dünyanın en hüzünlü, en kaçınılmaz ama en güzel kaderiymiş.  kendini sanatlayan insan varmış. geliyormuş. her yanımızı sarıyormuş. bir bakıyormuşuz, o olmuşuz; ama aynı zamanda tam da tersi şekilde, olmadığımızdan emin olduğumuz tek şey oymuş.  Yani biz hepi topu, varlığımızı zahir kılmanın yollarını ararken, aslında oluşumuzun bâtınına ulaşıyormuşuz. 
Kelimeler, onların açtıkları kanallar, kurduklari kopruler...bana pek tanidiklar, pek bendenler. Muhimler. Kelimeler. Hele sadece bende olduklari anlamlari... (oysa konumuz o degil.) Konumuz onlara, onlarin hissettiklerini kavratmalar. Kendi yolumla. Ve yollar. Koprulere, kanallara baglanan yollar. Kimleri nerelerden alabilir, kimleri nerelere goturebilir. Her bir yolcuyu aldigi yerler, her birini biraktigi yerler. Ve yol ayrimlari. Onemliler. Guzeller. Mahkum ederler. Secmeye. Secesin ki kendin kalasin. Ne kadar secersen o kadar sensin. Ne kadar kacarsan o kadar yoksun. (Biri de demis "yoksun nedenin yoksa". Mesela.) Ve kararlar. Verdigin her kararin oncesi ve sonrası. Her birinin apayri tadi. Tatlari. Unutursan hatirlatan halleri. Almasi var, vermesi var. Kimileri karar alirken, bazilari da verir kararlari. Neye gore? Vardir bir karsiligi. Senin kararinla olan bagindir kesin cevabi. Almayı da vermeyi de bilendedir sirri. Acik etmeyi secendedir anlatisi. Ve kelimeler, ve...

Almak - Vermek

Bu aralar cidden güzel şeyler oluyor. Yakın zamanda fazlasıyla sevgi dolu kısa bir yolculuğum oldu, küçük tatlı ritüeller biriktirmiş halde ve armağanlarla döndüm oradan. 1,5 yıl önce Anadolu'nun farklı köşelerindeki köyleri gezerek farklı müzik enstrümanlarını ve yerel ezgileri toplayan gezgin bir kadınla tanışmıştım, şimdi yollarımız yine kesişti. Geçen sene sonlarına doğru da harika dans eden ve her gördüğünü (özellikle de kadınları) dansa kaldıran başka bir kadınla tanışmıştım, bugün yine onunla yolum kesişti. Sanırım böyle "rastlantılar" yol ayrımlarında olur, değil mi? En azından ben buna yoruyor ve yolumu iyilikten güzellikten tarafa çevirmeye niyet ediyorum bundan sonrası için. Ve Ankara denen şu kafamı karıştıran şehirde ilk ama ilk kez kendimi güven içinde hissediyorum. Bi şey yapmalı'yı yeniden idrak ediyorum. Yakın zamanda yeni bir seyahate başlayacak olmanın heyecanı ve motivasyonunu da buradan duyurayım istedim biraz. Pek çok şey aldım, topladım şimdiye...

Blog açın ve yazın. Birbirinizle konuşmuyorsunuz bari bunu yapın.

Her şey olmuş olmak mümkün mü? (H) Habire olasılık oluşturmaya kafamın basması, hayatımın hiçbir döneminde bir adet dahi değişkenin sabit kalmamasından kaynaklanıyor desek? Eyvallah. Kafam da güzel, buna da eyvallah, Memnunum yani, ne kadar yorucu gelse de ben olmak, halimden memnun gibiyim. Bu sene öyle ağırdı ki. Küçükken inandırıldığımız bi şeylerin çöküşüyle inandırıldığımız başka şeylerin şahlanışı aynı döneme denk geldiğinde kafamız karışıyor. Aşk, sevgi, nezaket, merhamet, şefkat, birbirine bakmak... Sevgiliden ayrılınca sanırım ilk fark ettiğim kimsenin birbirine günlük hayatında sevgi vermediğini görmek oldu. İyi duygular...onlar yoklar, havaya karışmışlar bi ara. Bu ne zaman oldu bilmiyorum. Ya da nerede. Yine uzayın ve zamanın denklemdeki yerlerini karıştırdığım noktalardan birindeyim. Kendilerinden, etraflarından habersiz çok insan var. Uyuşmuş çok insan var. Ne yapmakta olduklarının farkında olmayan çok insan var. Ne kendi dertlerinin ne başkalarının dertlerinin büyüklüğün...