Miscallenous

Kaç taslak birikti sayamadım artık. Yazamıyorum nedense. Oysa ne çok konu var. Mesela 11-18 Nisan arası ağırladığımız İtalyan misafirlerden daha hiç bahsedemedim bile. Ya da bu yaz için tasarladığım planlar... (suya düşeni olsun, yeni filizleneni olsun envai çeşit plan var kafamda hali hazırda) Neyse her zaman olduğu gibi "anlatmam gereken" yerine "anlatmaya hevesim olan"ı anlatacağım. Zaten az evvel bahsettiklerim de bir ucundan karışacaktır muhtemelen.

Bugün 1 Mayıs. Gerçek baharı ancak 1 aydır yaşayabildiğim (ya da hissettiğim için diyelim) için hiç öyle yaz kapıya dayanmış gibi hissetmiyordum. Ta ki 2 gün önce benim için yılın en heyecanlı olaylarından biri olan kışlık-yazlık değişimini gerçekleştirene kadar. Neredeyse her renk giysim var yazlık olarak. Bir tek gece mavisi eksikti sanırım, onu da geçenlerde tamamladım ve sezonun ilk alışverişini de gerçekleştirmiş oldum.

Bu sene kışı hiç çekemedim ben. Neden bilmem bitemedi sanki kış. Halbuki geçen seneye oranla çok daha güzel geçiyordu günlerim. Her neyse artık bahar geldi!

3 hafta önce İtalya'dan misafirlerimiz vardı, malum bizim okulda yurtdışı projelerine  katılmayanı dövdükleri için en sonunda ben de katılmışım oldum 5649679485714. girişimimin ardından. Bundan öncekilerde ya toplantıya gitmeme ya başka bir etkinliğe katılma (bkz. kamp) gibi sebeplerle Comeniuslara katılamamıştım. Ve bu son şansımdı zaten, çünkü seneye son sınıf oluyorum. (Burada diyecek birkaç lafım var aslında ama, neyse.)

Derken, partnerlerle tanışıldı. Facebook olur mail olur bir şekilde yazışmaya başladık. Eşleştirmeler mükemmeldi bence, tabii bunu gezi sırasında fark edebildim ancak. Benim kız (bu lafa çok alıştım, yapacak bir şey yok) Cristina, tam benim gibi bir şey çıktı. Doğayı falan çok seviyor. Evi hayvanat bahçesi gibi bir şeymiş zaten: 1 köpek, 2 papağan, 4 kedi, 8 kaplumbağası varmış manyağın. Ve bu tabii ki, harika! Başka bir şahanesk durumsa, "crazy grandma" fikrinin benimkinin 89 yaşındaki nenesinde vücut bulduğunu öğrenmem oldu. Kardeşi falan yok ama evde bir crazy grandma var daha ne olsun!

Beklenmedik derecede uzun geçen bir bekleme süresinin ardından geldiler sonunda. Hepsini çok sevdim. Ve tabii önemli endişelerimden birini çabucak sildiler: züppe ergen olma olasılıkları. Yaşları bizden bir yaş küçüktü belki ama fark, internette göründüğü kadarıyla, muazzamdı. Neyse ki öyle bir şey yokmuş. Referans sistemim Türkiye gençliği olduğu için öyle görünmüş. Falan filan işte, kısacası gerçekten çok güzel insanlarla çok güzel geçen bir haftanın ardından, tam da İstanbul'da fırtına çıktığı gün onları, bizim Arapça'da"ya fıtteh ye rızzak!" diye tabir ettiğimiz bir saatte yolcu ettik. Neyse ki sorunsuzca vardılar oraya.

Tabii onlar sayesinde ben de gitmediğim fevkalade yerleri görmüş oldum. Elbette en güzeli Chimaera-Olympos-Ulupınar-Phaselis günüydü. Gelecek yazların birinde arkadaşlarla Kadir'in Ağaç Evleri'ne gelme gibi fikirler oluştu kafada direkt. Burada dikkatimi çeken diğer şey de saçları rastalı, salaş giyimli tipler oldu. Buldukları gölgelere uzanmış, oranın keyfini çıkarıyorlardı ve yıllardır orada yaşıyor gibi görünüyorlardı. Tahminimce Likya yolunu yürüyen insancıklardı. E kıskandım tabii ben de. O yüzden bu da üniversite projeleri arasındaki yerini aldı. (bkz. 18.yaşı bitirirken gelecek vahyin heyecanlı bekleyişi)

Projeler demişken, National Geographic Nisan sayısının yanında bir de Travel eki verdi ki, Keşif özel sayısından sonra edinmeyi en çok istediğim dergi oldu. Direkt kamp seçenekleri sayfasına zıpladım elbette ben ve hiç haberimin olmadığı pek çok alternatifle karşılaştım. Matematik Köyü/Şirince, Felsefe Okulu/Assos, Çamtepe Ekolojik Yaşam/Çanakkale, Doğada Eğitim/Kaş, Tatuta, Patika Faralya, Meditasyon ve Nefes/Artvin en beğendiklerim oldu. Direkt not aldım. Bunları duymadan önce Ozan'ın yıllardır planı olan THK Deltakanat Kursuna birlikte katılmaya kesin olarak karar verişimiz vardı ama ne yazık ki bu yıl açılmayacağını öğrendik. Ben de bunun üstüne bu kamplara balıklama atladım doğal olarak. Tabii bu fikirlerimden henüz bahsetmedim Ozan'a ama Tatuta'ya birlikte katılmamız kesinlikle muhteşem olurdu. (Bilmeyenler için Tatuta, kalacak yer ve yemek karşılığında çiftliklerde çalışma olayıdır kısaca.)

Huh, bitireyim artık, uzun bir ara olmuştu ama içime sine sine anlattım ne var ne yoksa. Kalın sağlıcakla!




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Zor Zamanlardan Geçmenin Şaşırtıcı Yararı" - HuffPost'tan Çeviri

Ne güzeldir