Beklentiler

Aileden iyi bir aile olmaları beklentisi, annenden iyi bir anne olması beklentisi, babandan iyi bir baba olması beklentisi, çocuğundan iyi bir evlat olması beklentisi, kardeşinden iyi bir kardeş olması beklentisi, sevgilinden iyi bir sevgili olması beklentisi, yaptığın işte takım arkadaşlarından iyi birer takım arkadaşı olmaları beklentisi... Komik olmayan şakalar gibi bu beklentilere sahip olmak. Mutsuz ve iyi olmayı tercih ediyor ya da kabulleniyorsanız o ayrı tabii, kendi seçiminiz olur bu, benim olmadığı kesin.

Çünkü bana kalırsa iyi olmakla kafayı bozmanın alemi yok. Kimse iyi değil, kimse kötü değil; herkes iyi ve herkes kötü. Mevzuyu içimizdeki iyinin elinden tutmak onu yükseltmek bıdılarına da getirmiycem. En basit haliyle herkes kendisi. Bu kadar. Herkes deneyimleri, yaşadıkları, gördükleri, geçirdiklerinden süzdüğü şey. İyi bir bilmemne olmanızla sizden başka hiçbir kimse ilgilenmiyor. İyi halt yiyorsunuz iyi bir bilmemne olarak...

Çünkü hiçbir ilişki anlaşması iyi olma maddesini içermiyor... O ilişkideki anlaşmanız birbirinize olan bağınıza sadakat anlaşması. İnsanlar arası ilişkide olmazsa olmaz olan şey birilerinin iyi bir bilmemne olması değil, birbirine sadık olabilmesi. "Seni, bana iyi bir eş olduğun sürece sevicem" demiyor kimse. "Seni sonsuza dek sevicem." diyor. Sadakatten kastım aldatma aldatılma meselesi değil ha, yanlış anlaşılmasın. Sevgiye, aradaki bağa sadakat. Yani ilişkini kendi zehrinden korumak sadakati. Bunu asla ve kat'a o zehir yokmuş gibi davranarak yapmıyorsunuz yalnız, tam tersine o zehrin varlığını tanıyarak, onun varlığına şükrederek, onun sizin ilişkinize kattıklarına bakarak yapıyosunuz. Çünkü çok sevdiğim bir yazıda dediği gibi, bu dünyaya kusursuz olmaya gelmedik, zaten bütün kusurlarımız bizi kusursuz yapıyor. Bunu buraya iliştirmeden gidemeyeceğim.



"Dear Human:

You've got it all wrong.

You didn't come here to master unconditional love. This is where you came from and where you'll return.

You came here to learn personal love.

Universal love.

Messy love.

Sweaty Love.

Crazy love.

Broken love.

Whole love.

Infused with divinity.

Lived through the grace of stumbling.

Demonstrated through the beauty of... messing up.

Often.



You didn't come here to be perfect, you already are.



You came here to be gorgeously human. Flawed and fabulous.



And rising again into remembering.



But unconditional love? Stop telling that story.



Love in truth doesn't need any adjectives.

It doesn't require modifiers.

It doesn't require the condition of perfection.



It only asks you to show up.

And do your best.

That you stay present and feel fully.

That you shine and fly and laugh and cry and hurt and heal and fall and get back up and play and work and live and die as YOU.



Its enough.



It's Plenty.”

― Courtney A. Walsh


Yazı bitmedi-tam şu anda 10 dakikada yazdığım haliyle yayınlamak zorundayım. Devam edicem, düzenlicem. Şimdilik gidiyorum. Hoşçakalın.

Yorumlar

  1. "...ilişkini kendi zehrinden korumak..." çok güzel söylemişsin. kalemine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için de yazının kilit noktası. Yakalamana sevindim. Teşekkürler.

      Sil

Yorum Gönder

yazı sende ne uyandırdı?

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Zor Zamanlardan Geçmenin Şaşırtıcı Yararı" - HuffPost'tan Çeviri

Ne güzeldir