Jung'un neye benzediğini bilmiyorum.
Çok minnettar olduğum şeyler ve şahıslar var hayatımda.
Jung, onlardan biri. Doyurucu ve anlamlı bir hayatı yaşama anlayışına yakınsadığım anlarda onunlaydım.
Bugün Didem'in canlı yayınına katıldım yine. Sadece ve sadece birinin dilinden anlamanın verdiği haz üstüne bile burda sayfalarca gevezelik edebilirim. Aynı dilden konuştuğum birini bulmak benim hayatımda inanılmaz kıymetli bir şey. Milyonda bir gibi hissettiriyor. Bahsettiğim dilin terminoloji falan olmadığını söylememe gerek yok. Onun da verdiği bir tat var elbette ama onu yalnızca akademik düzeyde hissedebilirdim ve bunun bir benzerini üniversitede AA ile geçtiğim derslere ve o derslerin hocalarıyla kurabildiğim bağlara bakarak da anlayabiliriz.
Didem'le olansa, daha ziyade lisedeki edebiyat hocamla kurabildiğim bağlantının bir benzeri. Aynı arkaplandan gelmiyoruz, benzer kahramanlar. olmadık yolculuklarımızda, ama kendine özgü ifadesinde seçtiği o kelimeler o kadar benim lugatımla uyumlu ki, böylesini bulduğunda gerçekten insanın tam da "çelişkili bir tutarlılık" oluştururcasına nutku tutuluyor. E orada kelimelerden fazlasının devreye girmesinin de bir rol oynadığını söyleyebiliriz sanırım. :) Naçizane, Berin'le aralarındakinin de buna benzer bir şey olduğunu görüyorum. Belki de bu yüzden ikisinin sohbetlerinin bende etkisi daha derin oluyor ve sonrasında bir şeyler yazmak daha zor oluyor. İçimde bir şeyler uyandırmadığından değil, tam tersine daha güçlü bir şeyler geliyor ama onları kelime türünden sembollere dökmektense başka türlü bir damıtma yöntemine ihtiyaç duyuluyor gibi geliyor.
Sayfalarca olmasa da paragraflarca gevezelik etmiş oldum böylece. Oh çatlamadım.
Velhasıl "insan"ın onca veçhesi arasında, varoluşuna tanıklık etmenin bana başka türlü bir lezzet verdiği bazı kişiler var. Didem onlardan biri. Yıllardır da bu böyle. Benim için çok şey ifade ediyor bu.
***
Bunları bir kenara koydum.
Hatırlamak istediğim şey, acelem olmadığı. Bulunduğum yere gelirken izlediğim yoldan memnunum. Beni böyle bir hali sahiplenmeye itmiş her ne var ise de ayrıca minnettarım. Bu yüzden belki de kendime gündelik kararlarımı alırken en sıkça hatırlatmam gereken şey acelemin olmadığı. Kasım'da başlayacak rüya okuluna katılamazsam ve bu ekonomik gerekçelerle olursa, dünyanın sonu ya da yolculuğumun sekteye uğrayacağı bir dönüm noktası olmayacak. Olur da önümdeki senaryo buna benzer bir yol takip etmeye başlarsa, şu ana dek kendime kendime geldiğimi, gelebildiğimi hatırlamam gerek. Bu şeyin binbir sureti var ve bir şeyi kaçırıyor olma hissiyatının gerçekten de bu yolda yeri ya da bir karşılığı yok. Bu böyle bir şey değil. Anlaştık?
Yorumlar
Yorum Gönder
yazı sende ne uyandırdı?