Kim ne derse desin Constantinopolis
Anlamış olacağınız üzere İstanbul'dayım. Pardon, Constantinopolis'te! Neden bilmem ama tarihi isimler her zaman tercihim olmuştur. Misal Antakya yerine"Antioch".
Her neyse şu an tam olarak teyzemin çalıştığı hukuk bürosundan bildirmekteyim, iki dakika boş bulduğum bilgisayara abanmış oldum az biraz. Ama çok farklı bir havası var. Misal klavye. Böyle alacalı bulacalı gümüşlü renkli bir şey. "Ahh...İstanbul'un klavyeleri bile bir başka..." diyeceğim neredeyse!
Bahsi geçen hukuk bürosu Beyoğlu'nda hatta az çok tanıyabilmişsem buraları, İstiklal'e de pek bir yakın. Hatta şöyle söyleyeyim ki, son dönem Türk filmlerinde kullanılan eski İstanbul evleri var ya, tam o ayarda bir yer anlayacağın. Oh mis yani!
Durum ve hal böyleyken, sebeb-i ziyaretimi anlatayım. Bildiğiniz (daha doğrusu yazdığım) üzere, ben bir kampa katılmış idim temmuzda. İşte baktım olacak gibi değil, pek bir özlüyorum o atmosferi, dedim o zaman bir kamp buluşması iyi gider! Velhasıl efendim, hayatımda yaptığım ilk organizasyonla (liderlik duygum saklandığı köşeden yeni yeni çıkıyor) buluşmayı ayarladım ve otobüse atladığım gibi soluğu burada aldım. Haydi hayırlısı bakalım.
5 günümü burada geçireceğim. E böyle bir şehir pek de 5 güne sığacak bir şehir değil takdir edersiniz ki. O nedenle iyi bir planlama yapma uğraşı içindeyim çünkü ziyaret etmek istediğim fazlaca mekan var. Yani listem şöyle diyebilirim:
-By Retro, Avantgardeast Fashion, Old Cotton Cargo gibi vintage giyim dükkanlarına bir bakış
-Büyükada turu
-Kampa gelmemi de sağlamış olan projedeki öğretmenim Ayça hocamla buluşma ve
-Kamp buluşmaları.
Aslında Kadıköy-Gülhane-Yerebatan Sarnıcı filan da pek bir çekici geliyor vaktim olursa buralara da gitmek istiyorum ve fakat biraz umutsuzum. Sene içinde bir kere daha geleceğimi hatırladım şimdi bak! Şu üniversite gezisi muhabbetleri işte, bilirsin. Tek bir boş günümüz olacağı için onu da yine ve yine Taksim/İstiklal'de filan geçirmeyi düşünüyorum.
Zaten nedendir bilmem, Anadolu yakası pek de ilgimi çekmiyor. Hah, pek gezmediğim için olabilir tabii ama olsun Avrupa çok daha keşfedilesi görünüyor gözüme.
Fazla bir günlük havası hissettim bu yazıda ama yapacak bi şey yok, içimdekiler ve diğerleri bunlar şu ara!
Hadi bakalım merakla bekliyoruz. Anadolu'da Kadıköy'ün sokaklarını sevmiştim ben, kalabalığın içinden geçip dar sokaklara girince binalar giderek güzelleşiyordu.
YanıtlaSilSonralarda Kadıköy'ü de, Anadolu'yu da gezme şansım oldu. Ve gezdiğimde bir Anadolu yakası insanı olmuştum.
Sil