Dünya ve bizim gündemimiz
Geçtiğimiz iki hafta Ankara dışındaydım. 10 gün kadarını Antalya'da, 2 gününü Fethiye'de geçirdim. Seyahatin özellikle Antalya kısmı vazgeçtiğim çok idealim olduğunu hissettirdi bana. Hayatta kalmaya o kadar odaklı kalmışım ki senelerdir, serpilmek ve bunun bana ifade ettikleri yer altına itilmiş, oralarda kalmış.
***
Bunu daha önce de yazmıştım: güzellik beni fazlasıyla etkiliyor. Kapılıyorum. Dünyanın güzelliği, bana bu küre içinde hem Allah'ın yarattıkları, hem de insanın yarattıklarında göründükçe içim içime sığmıyor çoğunlukla. Ya sanki gerçekten de sığmayan bütün o hisler kendine yer açıp kalbimi fiziksel olarak genişletmeye başlıyormuş gibi geliyor, ya da dümdüz ağlıyorum.
Antalya'da ve Muğla'da o ilk gruba dahil olan yaratılarla karşılaştırdım kendimi. Güneşte yandım, toprakta yürüdüm, suda yüzdüm, kayada tırmandım, havada süzüldüm. Geçen senenin Mayısında yazdığım o "bırakıyorum" teması ise bu deneyimle birlikte, bugün bu satırları yazmadan hemen önce kafamda şunları canlandırdı:
"Çocuksu merakı/hayreti hayatta tuttuğum ve besleyip büyüttüğüm bu gerçeklikte, içine almanın/soğurmanın ustası olmuşum da; içimden çıkarmanın/doğurmanın acemisi olmaya devam ediyormuşum. Ustalık praksisle kazanılıyor. Tam da bu sebepten, acemiliğin kavram olarak kendisiyle hiçbir derdim olmamasını bir yana, ve hatta kendisiyle ilişki kurmayı çok sevdiğim bir oluş biçimi olmasını da öteki yana koyarsak, çıkarmak, doğurmak, kendimden ayrıştırmak istediğimi bildiğim her bir şey için, bu direnci kırmak zamanındayım.
***
Bunun için gündemine ne girdiğini gözetmek hayati. Yet another thing to be on the lookout for.
Yorumlar
Yorum Gönder
yazı sende ne uyandırdı?