Kayıtlar

Ölümüne şahitlik edilmemiş şeyler, zifiri karanlıkta alınan duşlar ve dating appler üzerine.

Bir becoming haline giriyor gibiyim. Becoming, embodying, showing up . Aynı anda. Sürecimi LGBT birinin açılmasına benzetiyorum. Sana dair kafasında belli bir fikri olan insanları şaşırtacak cinsten bir açılma şekli bu da. Bakın ben aslında şöyle biriyim, hep böyleydim, artık gözünüze olduğum şekliyle görünmek istediğime karar verdim, demek. Kaybetmekten korkmadan. Ölümüne şahitlik edilmemiş bazı şeyler burada devreye giriyor. Aile, baba, anne, ev, ekonomik refah, güvende olma hissi. Hepsi ve bazı başka şeyler bir aralar öldüler. Ben o ölümün gözünün içine bakamadım o sırada. Şartlar müsait değildi, başka bi şey yapmaya çalışıyodum. Yapabilmişim de, sağ olsunlar bugünlere geldim ölümün gözünün içine bakamadığım anlarda yapmakta olduğum başka şeyler sayesinde. Ama artık bazı göz kaçırmaların bedelini karşılayamadığı zamanlar olabilir insanın. Şimdi kaybetmekten korkmamayı praksis içinde öğrenebiliim belki. Sıkı tuttuğum, ölmesine izin vermediğim şeyleri bırakabilirim belki. Ve böylece r...

Daha geniş bir realitenin realistleri

olmaya doğru gidiyoruz, yoldayız. Bizi oraya götüren güçler seyrimize dalmış. Bilinçdışının bilinçdışı dalgalarla dolu.

Şelale

 Bazen kendini hayatın akışına bırakırsın ve o akıntı seni bir şelalenin kıyısına götürür. Bunu ise ancak uçurumdan düşüp sular vücuduna çarpa çarpa seni kıyıya vurduğunda fark edersin. Olan bu.

Endometriyozis teşhisi alacak gibi oldum, almadım.

En son geçen ay adet olduğumda yaşadığım korkunç ağrılar sonucu Elvan'ın beni kendi arabamla işyerinden eve getirmesinden ve benim saatler boyu evde kıvranarak yatıp zar zor kendime gelebilmemden sonra, jinekoloğa gitmeyi bir kez daha denemeye karar verdim. Saatler boyu ağrıdan ağlamaklı halde kıvranarak yatmak arkadaşlar, anlatması kolay, yaşaması baya dramatik. Her ay. Aynı miktarda. Dramatik. Bugün randevu günüydü. Sokağa çıkma yasağı olduğu için polislerin beni durduracağı ve benim muzaffer bir edayla randevu mesajını göstereceğim anı çok bekledim ama yolda çevirme falan olmadı. Öncelikle o kadar da kötü bir doktor görüşmesi değildi. Ama benim bir gün öncesinde özenle hazırladığım kağıtta yazanların ne kadarını orada anlatabildiğim tartışılır. Kendimi biraz hayal kırıklığına uğrattım bu konuda çünkü gayet proaktif, kendinden emin ve talepkar olacağımı zannederken yine pasif ve duyduklarıyla yetinen bir moda girdim. Kısa konuşmadan sonra ilk kez pelvik değil de vajinal ultrason ...

Ne?

Resim
  NE?

Jung'un neye benzediğini bilmiyorum.

 Çok minnettar olduğum şeyler ve şahıslar var hayatımda. Jung, onlardan biri. Doyurucu ve anlamlı bir hayatı yaşama anlayışına yakınsadığım anlarda onunlaydım. Bugün Didem'in canlı yayınına katıldım yine. Sadece ve sadece birinin dilinden anlamanın verdiği haz üstüne bile burda sayfalarca gevezelik edebilirim. Aynı dilden konuştuğum birini bulmak benim hayatımda inanılmaz kıymetli bir şey. Milyonda bir gibi hissettiriyor. Bahsettiğim dilin terminoloji falan olmadığını söylememe gerek yok. Onun da verdiği bir tat var elbette ama onu yalnızca akademik düzeyde hissedebilirdim ve bunun bir benzerini üniversitede AA ile geçtiğim derslere ve o derslerin hocalarıyla kurabildiğim bağlara bakarak da anlayabiliriz. Didem'le olansa, daha ziyade lisedeki edebiyat hocamla kurabildiğim bağlantının bir benzeri. Aynı  arkaplandan gelmiyoruz, benzer kahramanlar. olmadık yolculuklarımızda, ama kendine özgü ifadesinde seçtiği o kelimeler o kadar benim lugatımla uyumlu ki, böylesini bulduğunda ge...

Finding beauty in everyday things? Check. Finding glory in everyday things? -

 Glory, I had found out years ago, is so central to my existence. I need to feel it in order to thrive. Be it physical immersion, be it experiencing the divine, be it something else, I do long for it. Haven't been able to see/create/be glory in my life for a time. Don't know until when. Don't know until where.

Güvende

Kaçınmalar, ne istediğini sorgulamamalar, inançlarını kimselerle paylaşmamalar. Hep güvenli sularda yüzmeye çalışırken kendini belki de daha tehlikeli sulara atmalar -ki o işte bu kısırlığa kendini hapsetmek oluyor-... Çok ilginç. Bunu böyle görmemiştim.  Güvence. "Güvence içinde olduğunda gerçekten kalbinden gelen şeyi yaratmanın cesaretini göstermeye başlamak" fikrindeki güvence, sana aldığın maaşın verdiği güvence değil. Ne isen o olarak kendini ifade edebildiğin ve var olabildiğin alanların var olması o güvence.  xxx Vauv, bu gerçekten bir şeyleri değiştirebilir. Güvende olmak gerçekten bir şeyleri değiştirebilir.

Barış

Bir yere varamamalarla barış yapma vakti. Bunu karanlık bir yerden yazmıyorum. Hoş, her yerin aydınlatılmasını da savunmuyorum zaten ama, yine de bu yazıyı yazarken durduğum yer öyle dipler köşeler değil. *** 10 yıldır bu bloga yazıyorum. Bu 10 yılda yazma tıkanıklığıyla geçen zamanlar, geri kalanını katbekat aşmıştır ama vazgeçmedim. Belki bugün sadece bunu tanımak yeterlidir. Vazgeçmeden, öyle ya da böyle buraya yazageldim. İyi ki yaptım. Alıntı yapmayı sevmem, çok edebiyatçı yanım olmadığı için bunu kimden alıntıladığımı da Googlelamadan bilemeyeceğim ama bir yazar "yazmasam delirecektim" diyordu. Herhalde ben de.

Kelime İncelemesi: "Content"

26 Nisan 2017'de telefonuma kaydettiğim not: "Content! Ne güzel kelime!" Bunu yazarkenki hislerimi ve aklımdan geçenleri çok iyi hatırlıyorum. Sıkça özlemini çektiğim ama tanımlayamadığım bir hissi anlatan o kelimeyi duyduğum an tanımıştım. Dilleri öğrenmeyi, kurcalamayı bu kadar sevmemin en büyük sebebi bu olabilir. O her dilde birbiriyle örtüşen kelimeler sayesinde bazı hislerin nasıl da ortak olduğunu idrak etme, veya bildiğim bir dilde bir karşılığı olmayan olguyu başka bir dilde keşfetmemle gelen "oh, ifade edilmeye ihtiyacı varmış bu şeyin" hissi... İkisi birbirinden güzel. Birbirinden heyecanlı. İkincisine biraz daha fazla tav oluyor olabilirim. Velhasıl... O zaman bunu telefonuma kaydederken yine bir blog yazısına döndürmek amaçlı yapmıştım bunu. Ve ileride bu kelimeyle olan bağımın o hissiyattandan öte, yaptığım işle de kurulacağını kesinlikle tahmin etmemiştim. *** Cambridge sözlüğünde dediği üzere : "content" kelimesi durumundan...