Kayıtlar

Sihir yok, sihirbazlar var.

Sihirbazın gösteri yi yapmasının birkaç koşulu vardır. İlki, numarayı izlemeye gelen kişideki kandırılma isteği dir. Bunun bir illüzyon olduğunu bilmesine rağmen, kendini anın ihtişam ına kaptırmak ister o. Sihirbazın bundan çıkarı da olsa olsa izleyenin gözünde yakaladığı an'lık şaşırma haline şahitlik etmek olabilir. Olan bitenin kitlelere teşhir i ise, şovu daha büyük bir boyuta taşıyandır ve simülasyon u oluşturan da bizzat odur. 
Ben 13 yasındayken, gezgin bi ic mimar olmak isterken, bi de teyzemin getirdigi buzdolabı magnetlerindeki iki katlı kırmızı otobuslere gozlerim kocaman acıla acıla bakarken, bi de Anne Frank'in mezarının Basel'de olduğunu ogrenmisken ve heralde bisikletimi cok ozlemisken; icinde tum bunların oldugu bi hayal kurmustum. Simdilerde bi baktım baska biri daha! xxx Bir coban kopegiyle bir bulbul bir kez aynı hayali paylastıysa, o artık gercek olurmus. Daha kacınılmaz bi sey olmadıgı gibi; daha tekil, daha gelip gecici, daha tesadufi ve daha ozel bi sey de yokmus! xxx Biri de demis ki, "bir keresinde ruyamda kelebek oldugumu gormustum. Uyandım ve simdi ruyasında kelebek oldugunu goren bir Chuang tzu muyum, yoksa ruyasında Chuang tzu oldugunu gormekte olan bir kelebek miyim, bilmiyorum. "

kendinden başkası olma lüksüne sahip olmayan kişiye sanatçı denirmiş

sanat biricik iken, biricik olan da sanatsa; sanatçının kendi benliği, onun asıl başyapıtıymış. sanat güzeli zuhur etmek değil, güzelce zuhur etmek iken sanatçının her bir şeyi gösteriş biçimi sanatsa; o gösterme işini sağlayan bağlamın kendisi sanat eseriymiş, ki o sanatçının kendisiymiş. sanat, bir köprü olma biçimiymiş, senin seçimin değilmiş, aslında seçeneksizliğin seçimiymiş. o ki, kendinden başka şey olamamanın çaresizliğiymiş. dünyanın en hüzünlü, en kaçınılmaz ama en güzel kaderiymiş.  kendini sanatlayan insan varmış. geliyormuş. her yanımızı sarıyormuş. bir bakıyormuşuz, o olmuşuz; ama aynı zamanda tam da tersi şekilde, olmadığımızdan emin olduğumuz tek şey oymuş.  Yani biz hepi topu, varlığımızı zahir kılmanın yollarını ararken, aslında oluşumuzun bâtınına ulaşıyormuşuz. 
Kelimeler, onların açtıkları kanallar, kurduklari kopruler...bana pek tanidiklar, pek bendenler. Muhimler. Kelimeler. Hele sadece bende olduklari anlamlari... (oysa konumuz o degil.) Konumuz onlara, onlarin hissettiklerini kavratmalar. Kendi yolumla. Ve yollar. Koprulere, kanallara baglanan yollar. Kimleri nerelerden alabilir, kimleri nerelere goturebilir. Her bir yolcuyu aldigi yerler, her birini biraktigi yerler. Ve yol ayrimlari. Onemliler. Guzeller. Mahkum ederler. Secmeye. Secesin ki kendin kalasin. Ne kadar secersen o kadar sensin. Ne kadar kacarsan o kadar yoksun. (Biri de demis "yoksun nedenin yoksa". Mesela.) Ve kararlar. Verdigin her kararin oncesi ve sonrası. Her birinin apayri tadi. Tatlari. Unutursan hatirlatan halleri. Almasi var, vermesi var. Kimileri karar alirken, bazilari da verir kararlari. Neye gore? Vardir bir karsiligi. Senin kararinla olan bagindir kesin cevabi. Almayı da vermeyi de bilendedir sirri. Acik etmeyi secendedir anlatisi. Ve kelimeler, ve...

Almak - Vermek

Bu aralar cidden güzel şeyler oluyor. Yakın zamanda fazlasıyla sevgi dolu kısa bir yolculuğum oldu, küçük tatlı ritüeller biriktirmiş halde ve armağanlarla döndüm oradan. 1,5 yıl önce Anadolu'nun farklı köşelerindeki köyleri gezerek farklı müzik enstrümanlarını ve yerel ezgileri toplayan gezgin bir kadınla tanışmıştım, şimdi yollarımız yine kesişti. Geçen sene sonlarına doğru da harika dans eden ve her gördüğünü (özellikle de kadınları) dansa kaldıran başka bir kadınla tanışmıştım, bugün yine onunla yolum kesişti. Sanırım böyle "rastlantılar" yol ayrımlarında olur, değil mi? En azından ben buna yoruyor ve yolumu iyilikten güzellikten tarafa çevirmeye niyet ediyorum bundan sonrası için. Ve Ankara denen şu kafamı karıştıran şehirde ilk ama ilk kez kendimi güven içinde hissediyorum. Bi şey yapmalı'yı yeniden idrak ediyorum. Yakın zamanda yeni bir seyahate başlayacak olmanın heyecanı ve motivasyonunu da buradan duyurayım istedim biraz. Pek çok şey aldım, topladım şimdiye...

Blog açın ve yazın. Birbirinizle konuşmuyorsunuz bari bunu yapın.

Her şey olmuş olmak mümkün mü? (H) Habire olasılık oluşturmaya kafamın basması, hayatımın hiçbir döneminde bir adet dahi değişkenin sabit kalmamasından kaynaklanıyor desek? Eyvallah. Kafam da güzel, buna da eyvallah, Memnunum yani, ne kadar yorucu gelse de ben olmak, halimden memnun gibiyim. Bu sene öyle ağırdı ki. Küçükken inandırıldığımız bi şeylerin çöküşüyle inandırıldığımız başka şeylerin şahlanışı aynı döneme denk geldiğinde kafamız karışıyor. Aşk, sevgi, nezaket, merhamet, şefkat, birbirine bakmak... Sevgiliden ayrılınca sanırım ilk fark ettiğim kimsenin birbirine günlük hayatında sevgi vermediğini görmek oldu. İyi duygular...onlar yoklar, havaya karışmışlar bi ara. Bu ne zaman oldu bilmiyorum. Ya da nerede. Yine uzayın ve zamanın denklemdeki yerlerini karıştırdığım noktalardan birindeyim. Kendilerinden, etraflarından habersiz çok insan var. Uyuşmuş çok insan var. Ne yapmakta olduklarının farkında olmayan çok insan var. Ne kendi dertlerinin ne başkalarının dertlerinin büyüklüğün...
Bilen bilir bizim ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünde Hakan hocamız vardır. Her sene öğrencilerine farklı bi hitap şekli bulur, mesela geçen sene bize köylü gibi çiziyorsunuz derdi, bu sene de refüci (refugee=mülteci) diye çağırmaya başladı. ** Bahsi geçen mülteciler, sığındıkları ülkelerde genellikle çok kötü şartlarda yaşarlar ancak ortalama bir yaşam standardına sahip olma şansına da elde edebilirler. Bu ortalama yaşam standardında yaşamlarını sürdüren mülteciler o ülkenin vatandaşlarıyla aynı sıralarda derse girebilir veya aynı tezgahta, aynı işyerinde çalışabilirler. Asla da onların yaşamlarına dahil değildirler. Bir gün mülteci oldukları için saldırıya uğrar da öldürülürlerse, birlikte gündelik yaşamlarını paylaştıkları insanlar onların yasını tutmazlar. Bir kişi eksilmiştir yalnızca, o kadar. ** Bugün, benim ve benim gibi birçok arkadaşımın sağ çıkmış olduğu bir katliamın ardından Hakan hocanın çok da haksız olmadığını fark ettim. Ölsek yasımızı tutmayacak insanlarla günüm...

91.3 Universite Fm since ....

Radyo dinleyicisi olmak insana dusunebileceginden fazlasini katar. Radyoda, sizin olusturdugunuz calma listelerinin aksine her zaman begeneceginiz sarkilar cikmaz. Ya da radyodan sesi gelen sarkinin sozlerini ve ne anlattigini tek dinlemeyle anlamaz/ona dikkat etmezsiniz genellikle. Oradan cikacak seye de mecbursunuzdur zaten. Bu da zamanla asla dinlemem dediginiz turdeki sarkilarla icli-disli hale getirir sizi. Cunku sizinle cok alakasiz gorunen sarkilarin bile belli bir zaman araliginda ve dogru sartlar oldugunda hosunuza gittigini fark edersiniz. Ve emin olun, bu dusundugunuzden de onemli bir idrak. Cunku bu, ornegin sosyal iliskilerinizde her turlu insanla aslinda dogru sartlar altinda anlasabileceginiz gibi pek cok farkli durumun evrensel paradigmasi olarak kafaniza yerlesir. Ve bir de sivriliklerinizi torpuler bir nebze. Zihininizde istediginiz kadar radikal olun artik bir makul insansinizdir. Makul radikal icabinda. Duzenli radyo dinleyiciliginin 10. yilinda olan biri olarak ...

Ritüeller ve Kar Hakkında Övgü Dolu Bir Yazı

Henüz bu konuya dair bir araştırma yapmış değilim. Genelde kullandığım yöntem olan "sezgileri izleme"yi uyguluyorum. Bu sezgileri izleme süreci dediğim baya baya hem takip etmek hem seyretmek anlamını kapsıyor. Mesela bu birkaç dakika öncesine kadarki kısımda sezgileri sırasıyla önce takip ediyor, sonra oturup seyrediyordum ki; yeni bir idraka vardım. Ki, bu da yine özel, tekil ve gelip geçici 'ye giydirilmiş başka bir elbise yalnızca. Ona ritüel kavramı çerçevesinden bir bakış. Çünkü tam olarak ritüelin ifade ettiği o bana. Yani esasen tam olarak "Don't make a living that you forget to make a life."ın ne anlama geldiğiyle alakalı bir konudan bahsediyorum. O benim kafayı takmış olduğum özel, tekil ve gelip geçici nin eş anlamlarından biri yalnızca ritüel ritüel dediğim. Olaylar, sık sık yaptığım  ana veya erken uyanılan sabahlara övgü okumalarının olduğu günlerin birinde başlıyor. Ki, bahsi geçen yazı, bu ana ve yaşama övgü ye kış mevsiminin ritüelleri ve ...

Hayatı Boş Geçmeyecen Anacım

Bir alışverişin olacak onunla.